15 Aralık 2014 Pazartesi

BONİBONLU KURABİYELER



Bu kurabiyeler doğum günü partimizden,yapılacaklar listemi hazırlarken çocuklar için bu kurabiyeler aklıma gelmişti ve hemen not etmiştim.Yapımı pratik bu kurabiyeler hem çok lezzetli hemde çocuklar çok seviyor.

Doğum günü partimizi okumak isterseniz tık tık

Bonibonlu muffın tarifi için tık tık



Malzemeler
  • 125 gr. margarin 
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 adet yumurta
  • 1 su bardağı nişasta
  • 1 paket kakao 1 küçük paket 
  • 1 su bardağı un
  • 1 adet vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • Bonibon

Yapılışı



  • Un hariç tüm malzemeyi geniş bir yoğurma kabına alıp unu yavaş yavaş ekleyerek yoğurun.
  • Yağlanmış fırın tepsisine hamurdan parçalar koparıp yuvarlak şekil vererek dizin.
  • 170 derece fırında 15-20 dakika pişirin.fırından çıkar çıkmaz hafif bastırarak bonibonları koyun.
  • Bonbonları sonradan eklememİzdeki sebep bonibonlar pişerken eriyebiliyor










Dilerseniz de kakao eklemeden aynı ölçülerle sade yapabilirsiniz.


11 Aralık 2014 Perşembe

BİR DENİZ SEFASI EMİNÖNÜ




Çayımı almışım elime ve İstanbul'u dinlemişim, deniz kokusunu çekmişim ta içime,martıların sesine kulak vermişim en önemlisi huzurun sessizliğine kapılmışım öylece,tekrar hayran kalmışım o muazzam güzel İstanbul'a...







IMG_9669


Vapurdan inip sevdiğim dosta sarılmışım,renkli şemsiyelerin altında çocukluğuma dönmüşüm, bol kahkaha atmışım şen ve tarifsiz mutlu olmuşum.






IMG_9647


Çayımın yanına menemen istemişim,ekmeğimi bandırıp  karnımı doyurmuş bundan başka lezzet almışım.





IMG_9663



Mekanın renklerine ayrı vurulmuş manzarasına ayrı hayran kalmışım.



IMG_9651



İstanbul'u izlemişim terasında, kalabalığa bakakalmışım...


IMG_9666



IMG_9677


Kahvemi yudumlamışım dostla...



IMG_9678



Yine tekrarlamışım içilen  kahvenin tadı  da değişirmiş karşındaki kişiye göre...



IMG_9695



Gün bitip geri dönüş vakti geldiğinde el sallamışım usulca.




IMG_9692



Ve bir gün daha anılarda yerini almış aşkla,mutlulukla, şükürle...







8 Aralık 2014 Pazartesi

OTİZM İLE YAŞAM




Onlar bu dünyaya bir amaç için gelmiş aileler bana göre,  çünkü bir melek veriyor Rabbim onlara ve sınıyor  kulum emanetim sendedir ne yapacaksın? İsyan mı edeceksin, senden gelen başım üstüne mi diyeceksin? O aileler özel aileler çünkü onların artık bu dünya ile işleri yok ,ama sorunları çok çünkü hem bu gerçekle yüzleşip kabullenmeye çalışırken bir yandan da hayatın akışına uyum sağlamaları gerek, evet bir gerçek var OTİZM  ve Türkiye de yaklaşık 650 bin otizm hastası var. Asel onlardan  yalnızca biri ve Gül otizmli bir çocuğun annesi bizlere en başından yaşadıklarını anlattı.




Slm ben 38 yaşında iki çocuk annesiyim bir oğlum bir kızım var özel zevklerim arasında sinemaya gitmek Türk kahvesi içmek bulmaca çözmek kitap okumak vardı!!! Bundan 6 yıl önce, yani doktorlara göre yaygın gelişimsel bozukluk bana göre yaşama hakkı elinden alınmış çocuğunuza bu hakkı geri vermeye çalışmak olan OTİZM 'LE tanışana kadar!!!






Bir oğlum vardı çok istiyordum bir tane daha çocuğum olsun diye diyordum ki iki çocuk annesi olmak nasıl bir duygu, yıllardır özlemini çektiğim uğruna adaklar adadığım o bebeğin haberini aldığımda tarifsiz mutluluk, anlatılamaz ve kızım oldu. Oğlum 12 yaşındaydı asel doğduğunda her şey çok güzel harika, kim bozabilir ki bu mutluluğu zirvedeyim resmen her şeyini özenle aldım hazırladım, oh mis böyle giderken 20 gün sonra bir kabusun bir korku filminin içine düşmüş gibi ne olduğunu anlayamadığım şeyler yaşamaya başladım. Asel birden sürekli avaz avaz bağırmaya ağlamaya başladı, hiç susmuyordu sallıyorum gezdiriyorum nafile, sabahlara kadar arabalarla gezdiriyor idik. Belki bir yarım saat uyuyordu arabadan inince hemen uyanıyor ağlamaya başlıyordu, hatta şöyle bir olay yaşadım şimdi fark ediyorum otizmle alakalı olduğunu, daha bir aylık bile olmayan bir bebek şarkıdan ne anlar, ağlayınca benim annem güzel annem beni al kollarına şarkısını söyleyince anında susuyordu, yalnızca bu şarkıda tabi şarkı bitince yine ağlıyordu.artık dayanamaz hale geldik, soluğu çocuk doktorunda aldık. Doktor kolikli bebek, gazlı bebek dedi, bir liste verdi elime ilacı yok, üç ay sonra kendiliğinden geçer dedi tabi bizde yapacak bir şey yok, üç ayın dolmasını bekledik üç ay geçti hatta 4 ay oldu hiç bir şey değişmedi,her şey aynı günlerce uyumuyoruz, iflas ediyor vücudumuz, soluğu yine doktorda aldık dedik hala geçmedi bu sefer dişlerinden dedi, derken biz bu şekilde bahanelerle günlerimiz uykusuz perişan geçirmeye devam ettik. Otizm belirtileri bebek iken kendini göstermişti aslında, ağlamalar, uykusuzluk dışında sebze çorbası zamanı geldiğinde yaptığım çorbayı blenderdan geçirmem gerekiyordu, blendırı çalıştırdığımda birden avaz avaz ağlamaya başlıyordu kapatınca susuyordu, tekrar çalıştırıyordum yine deli gibi bağırıyordu, bu 5 aylık zamanlarıydı bir diğer belirti 8 aylık falandı elini sürekli kulağına götürüyordu doktora söylüyordum, muayene ediyordu kulağı çok iyi hiç bir şey yok diyordu, otizm teşhisi konduktan sonra ANLADIM sanırım seslerden rahatsız olduğu için elini hep kulağına götürüyordu, diğer belirti sürekli hareket halinde olması 7-8 aylıktı sürekli ellerini ve ayaklarını çeviriyordu, ikisini aynı anda çok hızlı ve durmaksızın yapıyordu, reklam klip izlemeye bayılıyordu, reklamları açınca el ayak hareketleri duruyordu ağlamıyordu, bende dursun diye sürekli reklam açıyordum bazı insanları görünce ağlamaya başlıyordu. Ama öyle böyle ağlamak değil susturmak imkansız, sonra emekledi engel koyuyordum önüne bir şeyleri kırmasın dökmesin diye hepsini aşıyordu, 15 aylıkken yürüdü yürüdükten sonra kabus gibi oldu, her şeyi kırdı döktü bardakları tabakları zevkine atıp kırardı tabi bu arada hiç konuşma yok, anne baba hiç diğer bir belirti ayağını sürekli bir yere vurma ihtiyacı duyardı, yatağının parmaklıklarını ayağıyla vura vura parçalamıştı otururken bile tek ayağını sürekli yere vururdu gece uyuyana kadar böyle devam ederdi bunun adı otizmde takıntılı davranış bazı çocuklarda kendi etrafında dönme olarak ta ortaya çıkıyor.Bu arada uykusuzluk had safhada devam ediyor, isteklerini işaretle gösteriyor,elimizde tutup yaptırıyor hiç bir söyleneni anlamıyordu, çağırdığımızda bakmıyordu insanlar duymuyor kulak doktoruna götürün diyordu ama ben duyduğuna emindim çünkü kısık seste olsa sevdiği bir reklam çıksın ta odadan koşup geliyordu, buna rağmen kulak doktoruna bile götürdüm her ay çocuk doktoruna gittiğimde asel beni anlamıyor otur diyorum anlamıyor gel diyorum anlamıyor, oda bana bir sorunla karşılaştığında çözüm bulabiliyormu diye sordu,evet yüksek bir yer bişey koyduğumda sandalyeyi çekip alıyor dedim oda bana zihinsel engeli yok ozaman dedi. Bir kaç ay sora yine söyledim konuşmada yok tabi hiç, çocuk pskiyatristine yönlerdirdi, ben götürmedim bu arada iki yaşını geçmişti heryeri kırıp döküyordu, bütün eşyalar paramparça olmuştu evde kırılmadık tabak bardak kalmadı, mobilyalar hep kırıldı aradan zaman geçti artık uykusuzluk canıma tak etmişti yine birgün sabahladıktan sonra baktım hala uyumuyor aradan iki gün geçmiş bir hışımla çocuk pskiyaristinden randevu aldım. Bir ay sonrasına verdiler hiç unutmuyorum Kasımın 29 üç yıl önce götürdük dedik uyumuyor bakmıyor, hiç durmuyor, sorular sordular cevapladık ve sonuç kızınız A TİPİK OTİZM...




Neydim, ne oldum, kimim? iyi miyim? her şey birbirine karıştı rapor çıkartın dedi. Özürlü raporu yazan kağıdı verdiklerinde ozaman farkına vardım acı gerçeğin, hüngür hüngür ağladığımı hiç unutmuyorum, eşimin yanına gittim rapor çıkacak ne yapalım diye bana şöyle dedi,

-sende ne kadar meraklısın çocuğu özürlü yapmaya...




Tabi oda şokta şimdi daha iyi anlıyorum, hala kabullenmedi zaten, rapor çıkartmadık oradan başka doktora götürdük oda aynısını söyledi. ben üç senedir uyumamama rağmen hiç uyku ilacı kullanmamıştım ama teşhis konunca pes ettim ve doktora yalvardım ne olur bana bir ilaç verin diye hemen gitti ilaç getirdi verdi kız uyumaya başladı, tabi başka doktorlara gittik yinede sonuç aynı Kasım'da öğrendik Şubat'ta raporu anca çıkardık rapor yüzde 70 yüzde 40 otizm yüzde30 zekada gerilik dediler ama sonradan anladıkki zekada sorun yok çok şükür eğitime başladık biz yaşadığımız hayata asel 20 günlükken mola vermiştik, hastalığını öğrenince mola verdiğimiz hayata nokta koyduk bambaşka bir boyuta geçtik. Bütün dostların terk eder, ailen bile yok olur, tek başına kalıverirsin,oğlum bile ananesine gidip orda kaldı iki sene hiç görmedim onu çünkü yok olmuştum, sadece asel vardı,o uyumalı, o oturmalı, oğlumun tam ergenliği çok Asi neyseki şimdi yanımda oğlum onu geri kazanmak için çok uğraştım ve başardım. Sonra bu yok olmuşluğun içinde bilmediğimiz bir yola doğru yürümeye başladık, eğitime gidiyorduk haftada iki saat ne zaman konuşacak diyordum, soruyordum öğretmenine bilinmezlik. İlk önce karpuz, muz ,üzüm dedi yaptığı yap bozlarla öğretmeni bana konuştu dediğinde inanmadım, derse çıktım gerçekten karpuz aselin deyimiyle karpuf diyordu tamam dedim, o an artık konuşur araba dedirtmek için altı ay uğraştım tam ümidimi kestim dediğimde gelen otobüse araba dedi. Eğitime başladıktan yaklaşık on ay sonra önce baba, sonra anne dedi tabi anne diye çağırmıyordu ama yine muhteşem bir duygu, rüyalarımda gördüğüm konuşması gerçek olmuştu, yani üç yaşında hastalığı öğrendik, dört yaşında tek tek kelimeleri söylemeye başladı, nesnelerin adını öğrendi. Beş yaşında iki kelimeli cümleler kurmaya başladı,su ver, makarna ver ,arabayla gezelim mi? beşbuçuk yaşında tuvaletini öğrendi, şimdi altı yaşında üç kelimeli cümle kuruyor anne su ver, anne top havuzuna gidelim gibi daha yazamadığım bir sürü şeyi başardı, en önemlisi çağırdığımda bakıyor gözlerime... Sadece takıntılarımız geçmiyor iki sene boyunca sürekli soyundu, heryerde çıplak kalmak istiyordu, tuvaletini öğrendikten sonra biraz azaldı ama tamamen yok olmadı,en büyük hayalimdi kızım olursa anne kız aynı pijamaları giyeriz diye ama hiç olmadı... Çünkü o sürekli üstündekileri çıkarıyordu, belki ileride olur kim bilir mucizelere imza atmak.

Otizm çok şey var yazacak ama buraya sığmaz bunlar istediğim tek şey onunla her anımı kaliteli ve mutlu geçirmek, sizden istediğim etrafınızda bağıran yaramaz bir çocuk gördüğünüzde sakın yargılamayın, belkide Otizmlidir. son olarak şunu söylemek isterim hayatımın özeti belkide otizmi anlatan en iyi kelimeler bir şarkı sözü bu SEVGİ ANLAŞMAK DEĞİLDİR NEDENSİZDE SEVİLİR BAZEN KÜÇÜK BİR AN İÇİN ÖMÜR BİLE VERİLİR.

5 Aralık 2014 Cuma

KAHVALTI KEYFİ








Geçtiğimiz hafta bizim için artık klasikleşen kahvaltılarımız dan birini yaptık papatya prenses ile ve ne zamandır beraber kahvaltı etmediğimizi düşündük o gün, bu sefer balkondan oturma odasına transfer olan masamda camdan dışarıyı izlerken hoş sohbet edip saatlerin nasıl geçtiğini anlamadık yine :)



IMG_9996





IMG_9997


Biraz yaramazlık yapalım çocuk olalım dedim ve böyle bir abur cubur köşesi yaptım, çocukluğumuzdaki çokokrem baş rolde oldu  :)



IMG_9995



IMG_9998


Çayı şekersiz içtiğim günden beri çayın gerçek tadını alır oldum ve diyorum ki tatlı sıcak bir şey değil  gerçek çay :)





Kahvesiz olmaz bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varmış, kıymetini bilen dostlarla içilince çok daha anlamlı  oluyor.






Hiçte eli boş gelmez papatya paketi açmaya kıyamadım ama içinden çıkana ayrı bayıldım tekrar çok çok teşekkür ederim.




3 Aralık 2014 Çarşamba

KURU MEYVELİ TRUF





Çikolata topcuklarını sevmeyen varmıdır ki bence yoktur hem yapması kolay hep çok lezzetli bu trufları baby shower için hazırlamıştım afiyetle yemiştik.

Sizlerde doğum günleri, beş çaylarında yada sadece çocuklarınızı mutlu etmek için yapabilirsiniz.


Malzemeler

  • 2 paket meyveli kek
  • 1 çay bardağı süt
  • 1 paket bitter çikolata 80 gr. 
  • 1 paket sütlü çikolata 80 gr.
  • 1 çay bardağı ince çekilmiş fındık 
  • Dekor şekeri 

Yapılışı 
  • Derin bir kap içinde elle ezilerek  kek kırıntı haline getirilir.
  • Benmari usulu çikolata eritilir kekin üzerine eklenir.
  • Fındık, ve sütte ilave edilerek iyice yoğurulur.
  • Ceviz büyüklüğünde toplar yapılıp dekor şekerlerine bulanır çubuk şişlere takılıp buzdolabında dinlendirilir.

1 Aralık 2014 Pazartesi

EVDE MANTI NASIL AÇILIR?



IMG_0171


Mantı açmayı nasılda büyütüyoruz çoğu zaman gözümüzde öyle değil mi? o kadar alıştık ki her şeyin hazırını kullanmayı, bu işler  gereksiz  geliyor bizlere, ama eski kadınlar anneler  öyle çalışkan ki , durma nedir bilmiyorlar,annemin buzluğunda her daim hazırdır mantısı,sarılmış lahana sarması,yaprak sarması,kızartmaları geçtiğimiz gün torunum mantı seviyor diyerek açtı gene bana da fotoğraflamak ve ara ara kapatmak düştü.

Annelere sağlık versin Rabbim ve yuvalarımıza huzur bu hazırladıklarımızı ağız tadıyla yiyebileceğimiz günler :) 






kolaj






IMG_0185




Malzemeler
  • 6 su bardağı un
  • 1 yemek kaşığı tuz
  • 2 yumurta
  • su

İç harcı için
  • Kıyma
  • 1 kuru soğan
  • tuz
  • pul biber

Yapılışı

  • Derin bir kap içine un yumurta ve tuz eklenerek el ile karıştırılır,Su ilave edilerek hamur toparlanana dek yoğurulur.
  • Kıvama gelen hamurdan elma büyüklüğünde bezeler ayrılır.
  • Unlanan tezgahta incecik açılır.
  • Kıymaya rendelenen soğan, baharatlar ve 4-5 yemek kaşığı su ilave edilip karıştırılır.
  • Açılan hamur kesilir iç malzemeler ortasına konup kapanır. Biz küçük yuvarlaklar kesip ikiye katladık.
  • Tepsiye dizilip 180 derece fırında 10 dakika kadar kızartılır.
  • Soğuduktan sonra buzdolabı poşetine konulup dondurucuya atılabilir.






Bazı kadınlar sanatkarlar diye yazıp bu fotoğrafı paylaşmıştım Instagramda  takip etmek için tık tık 



IMG_0220



Kıymalı sevmezseniz patatesli de yapabilirsiniz,haşladığınız patatesleri ezin istediğiniz baharatlarla karıştırın hamura koyup kapatın, benim kuzu kıyma sevmiyor ona özel yapıldı bu patatesliler et sevmeyen çocuklar için.



IMG_0169




26 Kasım 2014 Çarşamba

HİNDİSTAN CEVİZLİ SÜRPRİZ KURABİYE





IMG_9782



Bu kurabiyeleri ilk yaptığımda yıl 2010 du ve ben arkadaşıma giderken elim boş gitmek istememiştim, sonra geçtiğimiz yaz tekrar yaptım ve biraz süsledim ve bilinç altıma döndüğümde süslenmiş hallerini aynagöz de görüp hafızama kazınmış olduğuydu, ve sonuç mükemmeldi :)




Malzemeler

  • 2.5 su bardağı hindistan cevizi
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 4 yumurta akı
  • Marmelat (istediğiniz bir çeşit) 
  • Çikolata 

Yapılışı

  • Bütün malzemeler teflon bir tencereye alınır.

  • En kısık ateşte yaklaşık 10 dakika kıvam alana kadar karıştırılarak pişirilir.
  • Pişen malzeme soğumaya bırakılır.
  • Yuvarlak şekil verilerek yağlı tepsiye dizilir.

  • 180 derece önceden ısıtılmış fırında üstü kızarana kadar yaklaşık 15-20 dakika pişirilir.

  • Pişmiş fırından yeni çıkmış  kurabiyelerin ortasına hafif çukurlar yapılarak istenilen marmelattan konur ve isteğe göre erimiş çikolata ile süslenir.





IMG_9797

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails